Yayınlanma Tarihi Mart 24th, 2013 | Yazar bilalarabaci

Bir Kültür Olarak Bıldırcın Avı – Sivas/Zara

Bıldırcın Avı – Sivas 2012

Yenibosna Avcı Derneğimizin üyelerinden Fizik Öğretmeni ve avcı Cengiz Bilmez ve akrabası Zara Un Fabrikası sahibi Abdulhavap Yapıcı beni Sivas’a Kösedağ’da Yabani Atlara Binmeye ve Kır Gezisine davet etmişti. Bir an için ikametimiz İstanbul/Bahçelievler/Yenibosna’dan kalkıp 1000 km uzağa Sivas’a sadece Kır Gezisi için gidilir mi diye kendi kendime düşünmedim değil. Sonra da “anı yaşamak” lazım düşüncesiyle davet edilmişiz icabet etmemiz gerekir diyerek daveti kabul ettim ve kendimizi Sivas’ta bulduk.  Cumartesi-Pazar-Pazartesi üç günlük gezi programımızın ilk günü 29 Eylül 2012 Cumartesi günü Bıldırcın Avı, ikinci günü Kösedağ’da Kır Gezisi ve Ata Binme ve üçüncü günü Sivas merkezinde tarihi yerleri gezmek olacaktı. Ama bizi Kösedağ’da mekanında ağırlayacak olan Zara Esnaf Odası Başkanı Halil Çaygöz’ün hem Pazar hemde Pazartesi günü iki ayrı cenazesi olunca kır gezisi ve ata binme ve Sivas’ta tarihi yerleri gezme planlarımız iptal oldu. Vefat edenlerin yakınlarına baş sağlığı diliyorum.

Avın Hikâyesi:

29 Eylül 2012 Cumartesi günü sabah erkenden Bıldırcın Avı yapmak üzere; Avcı tertibi Vedat Gökkuş, Efendi Gökkuş, Necat  Arslanbulut ve Efendi Gökkuş’unDrahthaar ırkı fermalı av köpeği Kont bir arabada ve bizde Cengiz Bilmez, Abdulvahap Yapıcı ve ben Bilal Arabacı olarak diğer bir arabada yola koyulduk. İlk bıldırcın merasına ulaşıp, ava başladığımızda herkesin heyecanı yüzlerden okunuyordu zira anızda daha yeni yürümeye başlamıştık ki bir-iki bıldırcın uzaktan uçuvermişti. Merada bıldırcının olduğunu görmek memnuniyet vericiydi.  Efendi Gökkuş’unDrahthaar ırkı fermalı av köpeği Kont’un fermasından parlayan ilk bıldırcını Vedat Gökkuş tek atışla avladı. Kont yere düşen bıldırcını ağızlamış sahibi Efendi Gökkuş’a götürürken Cengiz Bilmez’in hizasına geldiğinde bir bıldırcın daha ayaklarının dibinden uçuverdi.  Efendi Gökkuş’a doğru uçan bıldırcını, Efendi Gökkuş tek atışla avladı. Sonrasında Necat Arslanbulut önünden kendiliğinden uçan bıldırcını o da tek atışla avladı. Dört avcının düşürdüğü bıldırcınları Kont tek başına bulup getirmeye çalışıyordu. Anızın yüksek otluk bölgesine geldiğimizde beş bıldırcın birden parlayıverdi. Efendi Gökkuş onun tarafına doğru uçan ikisinden birini avladı, sol tarafta kalan Vedat Gökkuş ise ona doğru uçan bir bıldırcını avladı. Diğer iki bıldırcını o parlama heyecanıyla takip edemedim. Vedat Gökkuş ve Efendi Gökkuş avladıkları bıldırcınları yerden alıp yeleklerine koymaya çalışırken ve tam da o sırada telefonu çalan Cengiz Bilmez’in hizasındaki avcı koluna geçiş yapar nitelikte bir bıldırcın parlayıp yükseldi ve uçmaya devam etti. Ta ki Cengiz Bilmez bakmaya çalıştığı çalan telefonunu tekrardan cebine koyup o bıldırcını çok uzak mesafede tek atışla düşürene kadar. Cengiz Bilmez, kuşun düştüğü yerden gözleri ayırmadan oraya doğru yürüdü ve diğer avcıların yer tarifi ile birlikte kuşu buldu.  Uzun otluklara sahip mera sınırında yürürken Kont ferma verdi. O hep sözü edilen “kuş durmuyor, yürüyor” ifadesini bizzat gözlerimizle gördük. Font fermada bekliyor ama bıldırcın sınırdan dışarı yürümeye çalışıyordu bizi fark edince parlayıverdi sonrasında Efendi Gökkuş tek atışla bıldırcını adeta havada yoldu. Tüyler havada uçuşuyordu. Bu ilk bıldırcın merasını bırakıp ikinci bıldırcın merasına gitmek üzere arabalara doğru yürümeye başladığımızda önümüzden uçuveren iki bıldırcını seri hareket ve atışlarla Necat Arslanbulut avladı. Yer değiştirip ikinci bıldırcın merasında yürümeye başladığımızda yine önümüzden uçuveren bıldırcınları görünce orada da kuş olduğunu anladık. Avcı kolu yapıp yürümeye başladık. Anızın ortalarına geldiğimizde Kont bir anda ferma verdi. Cengiz Bilmez’in Kont’a iyice yaklaştığı sırada ayaklarının altından ters tarafa-arkamıza doğru parlayan bıldırcın çok alçaktan ve köpeğe yakın uçtuğu için ilk anda atış yapmayan bıldırcın arayı açtıktan sonra ıska atış yapan Cengiz Bilmez’e Vedat Gökkuş “Zara’da inecek var” (: diyerek şaka yollu takıldı. Gerçi Cengiz Bilmez bir sonraki parlayan bıldırcını çok isabetli bir atışla adeta havada yolarak, hatasını telafini etti. Ama bu atış-vuruş hikâyelerinden ziyade benim sizlerle asıl paylaşmak istediğim bundan sonrası…

 

Avın Güzeli:

“Avın güzeli vurulup dağda yapılıp-birlikte yeniyor ya işte o, ama İstanbul’da da o kültür yok. Cengiz Bilmez”.

Av kuşlarının içinde en lezzetlisi bıldırcındır. Bildiğiniz gibi yağlı et lezzetli olur. Çıktığı uzun göç yolunda yakıt olarak depoladığı vücudundaki yağ kütlesi ile bıldırcın lezzetli bir kuştur.

Avımızı sonlandırıp, dinlemek, kahvaltı yapmak ve bıldırcınları temizleyip-yemek üzere, seramik-sanatçısı ve trofe-avcısı Gürsel Çataltepe’nin Teke ve domuz trofeleriyle süslü tasarım harikası “Av Evi”nin bahçesindeki ağaçtan yapılmış yuvarlak masa çevresinde yine odundan yapılmış oturaklara oturarak başladık bıldırcınların tüylerini yolmaya. Vedat Gökkuş, Abdulhavap Yapıcı’ya bıldırcın yolmanın yolunu şu şekilde tarif etti: “Fazla tüy yolmamak için ilk önce kanatları dibinden kopartacaksın, yol almak için kelleyi kopartacaksın.” Avlanan bıldırcınların tüylerini yolmak av bitiminden sonraya kaldığı için özellikle bıldırcının yağlı ve soğumuş bedeninden tüy yolma aşaması bayağı zaman alıyor çünkü tüyleri tek tek yolmak gerekiyor acele edilirse kopan tüyle birlikte yağlı derisinden de parça kopuyor. Yenibosna Avcı Derneği başkanımız Mustafa Kerimoğlu’ndan öğrendiğim yağlı derisine zarar vermeden bıldırcın yolma tekniğini buraya da yazayım: Yolacağımız tüyün kökünün deri bölgesini bir elimizin baş ve işaret parmağı ile tutarken diğer elimizin baş ve işaret parmaklarıyla tüyü yolmak. Bıldırcınların tüylerini yolduktan sonra elle tutulmayan ve gözle görülmeyen küçük tüyleri yok etmek için yakma yöntemiyle ütüleme işlemini Vedat Gökkuş halletti. Avlanmış 40 bıldırcının tek tek bıçakla gövdesinden ikiye kesip kuşların bağırsaklarının atılması işlemini büyük bir sabırla Abdulvahap Yapıcı halletti.

“İşin en iyi tarafı ne biliyor musun? Avı vurmak, getirmek ve YAPIP YEDİRMEK önemli gardaş. Vedat Gökkuş”

Cengiz Bilmez: “Avladığımız bıldırcınları ikiye ayırdık. Bir kısmı çok yağsızdı onları parçalayıp sacda yapacağız. Bir kısmında da çok fazla olmasa da yağ var. Izgara için karnından ikiye açıp mangala hazırladık. Efendi Gökkuş ağbimiz her zaman ki gibi aşçılığı o yapacak, bunda çok başarılı çünkü.” Fotoğraf 30.

“Bu bakır bir sac. Dövmeden yapılıyor, el işçiliği ile yapılıyor. Birazda kalın olması lazım. Sivas yöresinde Sivas’ta yapılan bir sac daha farklı bir lezzet veriyor daha güzel olacağına eminim çünkü daha önce denedik bunu. Normal tavalardan falan çok farklı.” Fotoğraf 31.

“Av güzel bir spor. Eşi dostu bir araya topluyor. Bugün 3-4 arkadaş av yaptık. Şimdi bunu 8-10 arkadaşımızla paylaşacağız. Tabi herkesin Efendi ağbi gibi bir bu işin aşçılığı çok iyi bilen bir arkadaşı yok. Bu konuda ben kendimi çok şanslı hissediyorum. İyi bir avcı, iyi bir aşçı tüm bunlar bir araya gelince de eşle dostla yemek kalıyor. Eğer bir de bu yemeği sazlı sözlü bir müzikle süslersen işte buna doyum olmaz.”

“Avımıza Efendi Gökkuş, Vedat Gökkuş, Necat Arslanbulut ve ben Cengiz Bilmez birlikte katıldık. Avımızı vurduktan sonra yemeklerimizi Efendi Gökkuş ağbimiz hazırladı, servisleri Necat ağbim yapıyor, Vahap Yapıcı arkadaşımız yolmasıyla temizliği ile uğraştı gerçi hep beraber yolduk da…şimdi sadece yemek kalıyor buyurun hep beraber afiyet olsun.” Fotoğraf 33.

Efendi Gökkuş’un ellerine sağlık. Sac tavada yaptığı o bıldırcın hayatımda yediğim en lezzetli bıldırcın yemeği idi.

Akşam yemeğine Efendi Gökkuş’un oğlu Çağatay Gökkuş’un katılmasıyla birlikte akşam yemeğimizi toplam yedi kişi yedik ve sonrasında cümbüşlü-darbukalı şarkılı-türkülü eğlencemizi yaptık. Örneğin; Sivas yöresine ait türkülerden “Sarardım ben sarardım senin için sarardım” adlı türküyü söyledik, nakaratı:
“Açtı m’ola şu Sivas’ın gölü yaprağı
Çekti bizi şu yerlerin suyu toprağı”

Bıldırcın avı-yemeği-eğlencesinden sonra Abdulvahap Yapıcı’nın antika koleksiyonu odasına ziyarette bulunduk.

Cengiz Bilmez: “Bıldırcın avından bizi Sivas/Zara’da misafir eden Vahap Yapıcı’nın mekânına geldik. İçerde çok mistik bir tarih kokuyor. Etrafımıza baktık da bir tarafta av tablosu diğer tarafta bir teleskop uzaya merakı var galiba farklı halılar kilimler ama en fazla ilgimizi yerdeki halı çekti, yerdeki halı ile birlikte Vahap Bey aslında sizin av merakınız varmış eski gaz lambasının üzerindeki pençe nedir? Kısacası, müzenin bir odasını dolduracak kadar eşyanız var.”

Abdulvahap Yapıcı:  “Ben bu işin sevdalısı olduğum için, eskiye çok merakım olduğundan dolayı nerde görürsem bu tür şeyleri satın alıyorum. Amatör olarak koleksiyonculuk yapıyorum. O kartal ayağını ve onun altındaki tilkikuyruğunu bana buradaki avcılar hediye ettiler.”

Cengiz Bilmez: “Peki halımız nedir, bu tablo gibi bir halı. Üzerinde o kadar düzgün çiçek motifleri var ki.”

Abdulvahap Yapıcı: “Gözüm gibi koruduğum, hatta onun ismini bizim kazamızın ismini verdiğim “Zara” halısıdır. Bu halı, Zara’nın son tarihi eserlerinden biri olarak benim elimde bulunuyor. 1850’lerden kalma bir halıdır. Bu halıyı almış olduğum yer, Cumhuriyetimizin kuruluşunda Atatürk’ün Zara’ya geldiği ve kaldığı evden çıkmadır bu halı. Dünyaca ünlü seyyahlardan Marco Polo, bu Zara halısı hakkında çok güzel ifadelerde bulunmuş her şeyini çok değerli olarak anlatmıştır.”

Başta bizi büyük bir misafirperverlikle Sivas/Zara’da ağırlayan Abdulvahap Yapıcı olmak üzere, Efendi Gökkuş’a, Vedat Gökkuş’a, Necat Arslanbulut’a, Çağatay Gökkuş’a ve beni davet eden Cengiz Bilmez’e çok teşekkür ederim.

Bu avın ve diğer avların videolarını izlemek isteyenler www.youtube.com/bilalarabaci adresindeki YouTube kanalımdan izleyebilirler.

Yazar: Bilal Arabacı bilalarabaci@yahoo.com Ekim 2012

Bir Kültür Olarak Bıldırcın Avı, Yazar Bilal Arabacı

Efendi Gökkuş’un Drahtaar’ı Kont’un Fermasından Parlayan Bıldırcın

Kont’un Fermasından Parlayan Bıldırcını Vedat Gökkuş Tek Atışla Avladı

Avladığı İlk Bıldırcının Ardından Vedat Gökkuş

 

 

 

Tags: , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ,


Yazar Hakkında

Av tutkunu, doğa hayranı, silah ve atış meraklısı, güvercin sever, amatör film yapımcısı, profesyonel bilgisayar ve internet kullanıcısı, İngilizce çevirmen, yazar.



Sayfa Başına Git ↑

Avcılık Avcılık